
Açık konuşalım… Artık faturalarla, fişlerle, SGK işlemleriyle geçen saatlerin sonunda içimizde bir şeylerin eksik kaldığını hissetmiyor muyuz?
Ben kendi adıma uzun zamandır hissediyorum. Mükellef işleri, belgeler, bildirgeler, dosyalar arasında geçen günlerin sonunda, sanki gerçek mesleğimi yapamamışım gibi bir duyguya kapılıyorum. Belki sen de aynı duyguyu yaşıyorsun: Danışman olmak için başladığın bu yolculuk, seni adeta bir veri operatörüne çevirmiş olabilir.
Ama son zamanlarda fark ettiğim çok ilginç bir şey var: Bazı meslektaşlar, her zamankinden daha sakin. Ne müşteri evrakı eksik geliyor, ne son gün telaşı yaşıyorlar, ne de beyanname döneminde uyku yüzü görmemiş gibi bir halleri var. Önce şansa yoruyorsunuz bu durumu… Ama sonra anlıyorsunuz ki mesele bambaşka.
Bazı ofisler, işleri farklı bir akılla yönetmeye başlamış. İnsan gücü yerine, bazı rutin süreçleri kendi kendine işleyen sistemlere bırakmışlar. Sanki görünmeyen bir yardımcı ellerini uzatıp işleri sessizce hallediyor. Faturaları işliyor, fişleri tarayıp ayıklıyor, SGK giriş çıkışlarını otomatik yapıyor, mükellef belgelerini anında ulaştırıyor.
Ve en güzeli? Ne mola istiyor ne de hata yapıyor.
İlk başta bana da uzak geldi. “Ben böyle alıştım, manuel çalışırım, kontrol bende olsun” dedim. Ama sonra fark ettim ki, o kontrol dediğim şey aslında zaman kaybıymış. Zekâ gerektirmeyen işleri hâlâ insanlar yapıyor diye, saatlerimizi boşa harcıyoruz.
Şimdi artık düşünüyorum: Gerçekten ofiste 3 kişiyle yaptığımız işi, yarım kişiyle bile halletmek mümkünse… Neden hâlâ eski yöntemlerle devam ediyoruz?
Belki de zaman değişti. Belki de artık muhasebenin içinde yeni bir dönem başlıyor. Sessiz, ama güçlü bir dönüşüm. Henüz herkesin konuşmadığı ama fark edenlerin avantaj sağladığı bir çağ.
Çevrene bir bak. Sessizce fark yaratanlar belki çoktan bu yolu seçti bile.
Sen hâlâ veri girerken, belki bir başkası mesleğini yeniden tanımlıyor.
